Google+ Sayfamız Youtube Sayfamız Facebook Sayfamız
Bugun...
BARTIN BAROSU ‘ADALET’ İÇİN YÜRÜDÜ

Türkiye Barolar Birliği (TBB) öncülüğünde Ankara’da düzenlenen “Büyük Savunma Mitingi”ne Bartın Barosu da katılarak destek verdi. Mitingde Bartın Baro Başkanı Ferhat Parlatır ve üyeler “şiddete ve angaryaya karşı meslek onurunu ve emeği savunmak için” yürüdüler.

Okunma: 613

02.05.2024 11:47

Facebook'ta Paylaş

Türkiye Barolar Birliği (TBB) tarafından düzenlenen “Büyük Savunma Mitingi” Ankara Anıtpark'ta gerçekleştirildi.

Mitinge Bartın Barosu da katılarak destek verdi.

Bartın Barosu Başkanı Av. Ferhat Parlatır ve Bartınlı avukatların yoğun katılımıyla gerçekleştirilen mitingde “Savunma Susmadı Susmayacak”, “Çoklu Baroya Hayır”, “Avukata Dokunma”, “Avukat Yaşarsa Adalet Yaşar”, “Herkes İçin Adalet, Adalet İçin Avukat”, “Angaryaya Hayır”, “Emeğimizin Hakkını Savunuyoruz”, “Avukata Şiddete Hayır”, “Güçlü Baro Güçlü Avukat”, “Bağımsız Yargı” yazılı pankartlar açılarak sloganlar atıldı.

“Sesi kısılmaya çalışan kim varsa onun yanındayız”

TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, mitinde yaptığı konuşmada avukatların sorun ve taleplerini sıralarken şöyle konuştu, “Biz avukatız ve tarafız; Haksızlığın kimden geldiğine ve kime dönük olduğuna bakmaksızın adalete erişimlerine engel olunanların ve sesi kısılmaya çalışılan kim varsa onun yanındayız.Biz avukatız; mevcudiyeti yüzlerce insan ömrüne tekabül eden, dünyanın en kutsal mesleklerinden birinin düğmesiz bir cübbeyle birbirine eşitlenmiş üyeleriyiz. Biz avukatız; hayatını hak mücadelesine adamış; anayasal düzeni korumak, Cumhuriyet hukukuna ve hukukun üstünlüğüne sahip çıkmak görevini ruhunda ve vicdanlarında taşıyanlarız. İnsan haklarına dayalı demokratik, laik, sosyal hukuk devleti ilkelerini temel alan Cumhuriyetimizi ilelebet yaşatmayı sorumluluğu ve zorunluluğu olarak gören hak savunucularıyız. Biz avukatız; savaşların ve hüznün coğrafyasının tam ortasında, Cumhuriyet’in bizlere sağladığı kula kul değil birey olma hakkının, özgürlüğün, eşitliğin, insan onurunun ve hukuk devletinin zerrei miskal kadarını hiçbir zümreye, kişiye ya da baskı düzenine vakfetmemek üzerine yemin etmiş meslek grubuyuz.

Biz avukatız ve tarafız; Haksızlığın kimden geldiğine ve kime dönük olduğuna bakmaksızın adalete erişimlerine engel olunanların ve sesi kısılmaya çalışılan kim varsa onun yanındayız. Biz avukatız; adaletten başka kimsesi olmayan herkes için, istismara uğrayan çocuklar için, çocuk işçiler için, emeği sömürülen yurttaşlarımız için, kitlesel bir cinnet hâlinin hedefi olan kadınlar için, kurutulmuş göller ve kesilen zeytinlikler için, doğa için, hayvanlar için ve kısaca, hukukun tesisinden başka hiçbir ihtimali olmayan herkes için vekiliz ve ‘vekaleten’ buradayız.

“Bizim için değil, herkes için”

Biz avukatız; bugüne kadar hep ‘Herkes için Adalet, Adalet için Avukat’ şiarıyla hareket ettik, bugün bu meydanı dolduran her bir meslektaşım bu şiarın vücut bulmuş halidir. Evet biz avukatız; duruşma salonlarında, emniyette veya savcılık sorgularında hep ‘vekaleten’ konuşmaya alışığız. Ama bugün ‘Savunma’ günü; bugün savunmanın, avukatın, ‘Avukat için de Adalet’ demenin, vekaleten değil asaleten konuşmanın günü! Bugün 190 bin avukatın konuşma günü!Üzerimizde bizi birbirimize eşitleyen düğmesiz cübbelerimize iyi bakınız. İşte bu cübbe; yağmurda, soğukta, direnişte ama en çok umutta vücut buldu. Bu cübbe, barolarımızın bölünmemesi, mesleğimizin itibarının korunması için omuz omuza direnirken, barınağımız ve çatımız oldu. Bu cübbe, bütün darbe dönemlerinde darbecilere karşı yurttaşlar için kalkan, ortadan kaldırılmaya çalışılan hak ve özgürlükler içinse son sığınak oldu. Bu cübbe sadece ülkemizde değil bugün İsrail’in Gazze’de yaptığı katliama, soykırıma karşı Uluslararası Ceza Mahkemesi nezdinde yaptığımız başvuru ile Filistinli sivillerin, kadınların ve çocukların da kalkanı oldu.

Biz, ruhlarımıza ve bedenlerimize giydiğimiz ve ömrü kendi ömrümüze eşit cübbelerimizle aynen yemin ettiğimiz gün gibi adalete gözdağı vermeye çalışanların, mesleğimizi itibarsızlaştırma çabalarının ve avukatı yoksullaştıran yanlış politikaların karşısında binlerce yürek ve binlerce bedeniz. Bu yüzden birlikte attığımız ilk adımın bizi götüreceği yol; hayalini kurduğumuz ve ellerimizle inşa edeceğimiz, korkunun ve adaletsizliğin olmadığı hukuk devletidir. O hukuk devleti de sadece bizim için değil, herkes içindir.

Gittikçe yerleşen bir cinnet kültürünün 'meşru sayılan' hedeflerinden biri haline getirilen meslektaşlarımız, sadece mesleklerini yaptıkları için dosyanın taraflarıyla özdeşleştiriliyor, bıçaklanıyor, kurşunlanıyor ve öldürülüyor. Yıllarca emek verdikleri ofisleri ve hatta evlerinin önleri artık potansiyel bir cinayet mahalli haline gelmiştir. Biz bu şiddet sarmalına artık dur demek için, tek bir kayba daha tahammülümüz olmadığı için buradayız. Mesleğimiz ağır bir ekonomik tehdit altındadır. Bu tehdit, stajyer meslektaşımdan genç meslektaşlarıma, kamuda görev yapan meslektaşlarımdan bütünsel olarak tüm avukatlara sirayet etmiş ve mesleğimizin sürdürülebilirliğini tehlikeye sokmuştur. Bugün artık avukatın emeğini ve hakkını savunmak için buradayız. Her yıl mesleğe katılan 20 bin avukatla bu sistemin sürdürülebilmesinin mümkün olmadığını daha güçlü dile getirmek için buradayız.

Mesleğimize yönelen her türlü tehdidin altında yatan itibarsızlaştırma çabasının açık ve örtük sonuçlarının farkındayız. Bu politikanın bir diğer sonucu, avukatın yoksullaştırılmasıdır. Bilinsin ki, yoksullaşan avukat değil aslında adaletin ta kendisidir.” ifadesini kullanan Sağkan, “İşlemeyen adalet sisteminin, bağımsızlığı ve tarafsızlığı tehdit altındaki yargının, öngörülebilirlikten uzak hukuk düzeninin yükünü avukat omuzluyor.

İşte bugün yine buradayız! Bir aradayız! Bölünmedik, ayrışmadık, mesleğimiz, meslektaşlarımız ve bağımsız yargı için tek vücuduz. Vatandaşların kendilerini hukuki güvenlik içerisinde hissettikleri ülkeleri, diğerlerinden ayıran en temel etmen, bağımsız ve tarafsız bir yargının varlığıdır. Adalet devletin temeli; adaletin teminatı bağımsız ve tarafsız yargı; adil yargılanma hakkının teminatı ise savunma hakkı ve bağımsız avukatlık faaliyetidir. Yargı bağımsızlığının sorgulandığı, adaletin ya geç tecelli ettiği veya hiç tecelli etmediği bir adli sistemin mülkün temeli olması mümkün olmadığı gibi, savunma hakkına ve avukatlık mesleğine saygı gösterilmeyen bir yargı sisteminden adil yargılanma beklenmesi de mümkün değildir.

Bugün ülkemizde AİHM kararlarının, AYM kararlarının uygulanmadığı bir dönemi yaşıyoruz. Sayılar ve istatistiki veriler üzerinden bir değerlendirme yapamayız. Çünkü tek bir dosyaya ilişkin kararın uygulanmaması bile yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü bakımından büyük bir kaygı duymak için yeterlidir. Henüz geçtiğimiz Kasım ayında Anayasa Mahkemesi önünde, hukukun ve anayasanın üstünlüğünü savunmak için bir aradaydık. Anayasa Mahkemesinin meslektaşımız Can Atalay hakkında verdiği kararın bağlayıcılığını anlatmaya çalıştık. Ne yazık ki, geldiğimiz noktada meslektaşımız Anayasa Mahkemesinin ihlal kararına rağmen hâlâ cezaevinde tutuluyor. Biz hukuk devleti diye haykırırken kanun devleti bile olmaktan uzaklaşılıyor, anayasasızlaşmaya doğru yol alınıyor. Ülkemizde bağımsız yargının, adil yargılanma hakkının, hukukun üstünlüğünün en güçlü savunucusu her zaman biz avukatlar olduk. Yine bugün de hukuk devleti için, yargı bağımsızlığını savunmak için buradayız.” ifadelerini kullandı.

Haber: Doğancan Özen

 

Etiketler:
Okuyucu Yorumları

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan sitemiz sorumlu tutulamaz.

Facebook'da Bizi Takip Edin