Google+ Sayfamız Youtube Sayfamız Facebook Sayfamız
Bugun...
“CUMHURİYET EKMEK VE SU KADAR İHTİYACIMIZDIR”

Bartın KESK Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Bartın Eğitim Sen Şube Başkanı Sedat Bora 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayınladı.

Okunma: 851

30.10.2019 13:30

Facebook'ta Paylaş

Bartın KESK Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Bartın Eğitim Sen Şube Başkanı Sedat Bora yayınladığı mesajda şu ifadelere yer verdi; “Cumhuriyetimizin  kuruluşunun 96. yılında;  emekten yana, eşitlikçi, özgürlükçü, laik, demokratik bir Cumhuriyet ekmek ve su kadar ihtiyacımızdır! Emperyalist işgale karşı halkımızın  omuz omuza verdiği mücadelenin zaferle sonuçlanması sonrası kurulan Cumhuriyet’in üzerinden 96 yıl geçti. Cumhuriyetimizin 96. Yılında Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ü saygıyla anıyor. Ve Yaşasın Cumhuriyet diyoruz.

Bir asırlık geçmişe rağmen Cumhuriyet demokratik bir yapıya kavuşturulamamışken, 17 yıllık AK Parti iktidarında adım adım tekçi ve otoriter bir yapıya bürünmüş, parlamento işlevsiz hale getirilmiş, kutuplaştırma siyaseti derinleştirilmiş, dinci-milliyetçi sentezin uygulanması ile cumhuriyet neredeyse fiilen ortadan kaldırılmıştır. AK Parti’nin 2023 hedefinin gerçekleşmesi durumunda son kırıntılarının da ortadan kaldırılacağı anlaşılmaktadır.

Cumhuriyet’in 96 yıllık tarihinde en genel tanımla demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla hayata geçirilemediği, “cumhur’a rağmen cumhur için” anlayışının egemen olduğu görülmektedir. Kendisini “Cumhur İttifakı” olarak adlandıran AK Parti+MHP ittifakının ve işbirlikçilerinin cumhurun iradesini hiçe sayan, onu yoksullaştıran,  politikaları bu anlayışın son örneğidir.

Geride bıraktığımız yaklaşık bir asırda farklı kimlik ve inançlara sahip halkların bedenlerini siper ederek kazandıkları mücadelenin antiemperyalist, halkçı, barıştan, eşitlikten ve özgürlükten yana değerleri tekçi bir zihniyetle görmezden gelinmiştir. Bu yaklaşımlarla oluşturulan ve kapitalist devlet modeline dayanan egemenlik ilişkisi, demokratik bir cumhuriyetin yeşermesini engellemiştir.

AK Parti iktidarı döneminde, bırakalım Cumhuriyetin demokratikleştirilmesini, mevcut kazanımlar birer birer ortadan kaldırılmış, gericiliğe ve tekçiliğe dayalı bir yönetim anlayışı hâkim hale getirilmiştir. Dinin tek mezhep üzerinden kontrolüne dayalı olan ve bu nedenle de uygulanması sorunlu olan laiklik ilkesi bugün tekçiliğin bir tezahürü olan tek mezhep-tek inanca dayalı zihniyetin (diyanetin varlığı -üstüne üstlük tekçi yapısı- zorunlu din dersi vb.) kendini İslamcı bir devlet olarak kurumsallaştırmak istemesiyle sistematik bir saldırı ile karşı karşıyadır. Örneğin; Diyanetin 2020 bütçesinin sekiz bakanlığı geride bıraktığı, bu bütçeden milyonlarca liranın cemaatlerin hâkimiyetinde olduğu derneklere aktarılacağı görülmektedir.

Dil, inanç, kültür, etnik yapı gibi aralarındaki tüm farklılıklara rağmen Cumhuriyet`in kuruluş sürecinde birlikte mücadele eden, aynı mezarlarda koyun koyuna yatan halklar bugün çeşitli vesilelerle birbirine karşı kışkırtılmaya, birbirine düşman edilmeye çalışılmaktadır. Tam da bu süreçte baskıların, gözaltı ve tutuklamaların, gösteri ve toplanma özgürlüğüne yönelik müdahalelerin zirve yapması  ve baskı politikasının hız kazanması da bunu doğrulamaktadır. Bu politikalar ülkemizde toplumsal gerginliği, şovenizmi, milliyetçiliği daha da yükseltmekte, sorunların barışçıl yollarla çözümünü zorlaştırmaktadır.

Geldiğimiz aşamada Cumhuriyet sadece siyasal bir kriz ile değil ekonomik krizle de karşı karşıya gelmiştir. Gelir adaletsizliği, emeğin güvencesizleştirilmesi, ücretlerin düşürülmesi ve sosyal hakların gasp edilmesiyle emekçi sınıfların yaşamını doğrudan etkileyen bölüşüm sorunu giderek daha da ağırlaşmıştır. Tüm emekçilerin, çalışma koşulları esnekleştirilip iş güvenceleri ellerinden alınarak taşeronlara teslim/ güvencesizliğe terk edildiği ülkemiz Türkiye Cumhuriyeti’nin aslen taşeron cumhuriyetine dönüştürüldüğü bir süreç bizlere dayatılmaya çalışılmaktadır.

Tüm yurttaşların parasız, eşit, nitelikli, erişilebilir  kamu hizmeti alma hakkını yok sayan düzenlemelere her gün bir yenisi eklenmektedir. Toplumsal yaşam siyasal İslam’ın referansları temel alınarak cinsiyetçi, piyasacı, gerici ve otoriter biçimde dizayn edilmeye çalışılmaktadır.

 Emekçilerin örgütlenme özgürlüğünü, grevli toplu sözleşme hakkını teminat altına alan uluslararası sözleşme ve anlaşmalar bir yana mevcut anayasa ve yasalar bile yok sayılarak emekçiler sefalet koşullarında yaşamaya itilmekte ve gelecekleri çalınmaktadır.

Cumhuriyetin 96. yılında AK Parti ve tek adamın politikalarıyla gittikçe anti-demokratikleşen ülkemizin, cumhuriyetin demokratikleşmesi daha da yakıcı bir ihtiyaç haline gelmiştir. Bunun için görüntüyü kurtarmaya, imaj tazelemeye yönelik “yargı reformu paketleri” değil; tek adam rejimine son veren, eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik, laik yeni bir anayasa derhal gündeme alınmalıdır. 

Emek mücadelesi ile demokrasi mücadelesi arasındaki kopmaz bağları gören, gücünü fiili ve meşru mücadeleden alan kamu emekçilerinin örgütü KESK, gerçek anlamda demokratik bir cumhuriyetin ancak emekçilerin mücadelesiyle kurulacağının bilinciyle üzerinde oluşturulan tüm baskılara rağmen başta bu ülkenin kamu emekçileri olmak üzere tüm halkın hak ettiği, özlemini duyduğu bir ülkeye ve dünyaya kavuşacakları günü yakınlaştırma mücadelesinden asla taviz vermeyecektir. Halkların, emekçilerin, işçilerin kendi haklarındaki kararların öznesi olacağı bir cumhuriyet idealini savunmaya devam edecektir.

KESK, başta emeğin hakkı, sendikal özgürlükler olmak üzere ülkemizin tam bağımsızlıkçı, eşitlikçi, özgürlükçü, halkçı, laik, barıştan yana, hukuku üstün tutan demokratik bir cumhuriyette yaşamak için mücadeleyi kararlılıkla sürdürecektir. Yaşasın Cumhuriyet.”

 

 

Etiketler:
Okuyucu Yorumları

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan sitemiz sorumlu tutulamaz.

Facebook'da Bizi Takip Edin

1576301424.322019-12-14 08:30:24