Google+ Sayfamız Youtube Sayfamız Facebook Sayfamız
Bugun...
PULLARLA ATATÜRK’ÜN HAYATI

Lise yıllarından beri pul biriktirmeye başlayan Bartın Manşet Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Bartın Gazeteciler Derneği Başkanı Hacı Bulut ve çocuk edebiyatı yazarı ağabeyi Süleyman Bulut ile birlikte hazırlanan Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatı ve mücadelesinin konu edildiği, “Pullarla Atatürk’ün Hayatı” kitabı yayımlandı. Can Yayınları tarafından basılan Atatürk'ün hayatını ve mücadelesi anlatan kitap, çocuklar ve yetişkinler düzeyinde 2 ayrı baskıda okurlarla buluştu.

Okunma: 648

10.11.2020 17:37

Facebook'ta Paylaş

Bartın Manşet Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Bartın Gazeteciler Derneği Başkanı Hacı Bulut ve çocuk edebiyatı yazarı ağabeyi Süleyman Bulut tarafından hazırlanan Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatı ve mücadelesinin konu edildiği, “Pullarla Atatürk’ün Hayatı” kitabı Can Yayınları’ndan yayımlandı.

Çocuklar ve yetişkinler düzeyinde 2 ayrı baskıda kitaplar 8 ay süren geceli gündüzlü bir emeğin ürünü olarak ortaya çıktı.

Kitabın basımı Cumhuriyetin kuruluşunun 97'nci yılının kutlandığı 29 Ekim 2020 tarihine yetişirken basılan kitapların Atatürk'ün ölümünün 82'nci yıl dönümü olan 10 Kasım 2020 tarihinde tüm yurtta ulaşılabilir olması iki kardeş için ayrı bir mutluluk kaynağı oldu.

“Pullarla Atatürk’ün Hayatı” kitabın yazarlarından Hacı Bulut’un pullara ilgisi nasıl başladı, pullarla Atatürk’ü anlatmak fikri nasıl oluştu, kitapları hazırlama sürecinde neler yaşandı ve çalışma sürecinde öğrendiği ilginç anekdotlar haberimizde.

Konuyla ilgili kitabın yazarlarından Hacı Bulut ile yaptığımız röportajı siz değerli okuyucularımızla paylaşıyoruz:

İstersen önce baştan başlayalım, pul biriktirmeye nasıl başladınız ve nasıl devam etti biriktirme süreci?

Bilirsiniz bizim ve bizden önceki kuşaklar için pul kıymetli idi. Yani kıyamazdık onları atmaya. Mutlaka kuytu bir köşeye ya da iki sayfa arasına koyar saklardık. O zamanlar mektup en önemli iletişim aracıydı. Birde mektup arkadaşlığı edinmek çok önemliydi bizim gençlik yıllarımızda. Heyecanla yazacaksın, pulun arkasını hafifçe yalayıp itina ile zarfın üzerine yapıştıracaksın. Özenle hazırlanmış rengarenk basılmış küçücük pullar; bizim büyük hayallerimizin ilham kaynağı olurdu. Pullarla ilişkim sadece merak boyutunda öylesine devam  ederken, pullara daha farklı bir anlam ve bilinçte bakmamı sağlayan 1990 yılında Londra’da tanıştığım George adlı,75 yaşında ki bir İngiliz oldu.

Nasıl bir tanışıklık, nasıl bir başlangıç oldu?

Bilirsin bizim meslekte dil bilmek çok önemli. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni 1990 yılında bitirdikten sonra dil eğitimi için İngiltere’ye gittim. Londra’da 75 yaşında George adlı tatlı, heyecanlı bir İngiliz’in evinde, bir odada kiracı olarak kalıyordum. Bir akşam üstü odamın kapısı tıklandı. Açtım gelen George idi. Elindeki küçük bir kağıt parçasını göstererek, ‘Hagi bunu sen atmış olmalısın’ dedi. Baktım üstünde mavi renkli Atatürk portresi olan bir puldu elindeki. ‘Evet’ diyebildim ‘Bu sizin önderiniz. Bunu çöpe attığın zarfın üstünden çıkardım. Al saklarsın. Ayrıca hiçbir pulu da atma.’ diyerek   George odasına gitti. Utanmıştım. Sonra George ile zaman zaman pul sohbetlerimiz ilerlemeye başladı. Beni çevresi ile de tanıştırdı. Kendisi ve arkadaşları zaten yıllardır her türlü pulu biriktirerek yakınımızda ki hastane yararına satıyorlarmış. Yani gönüllü bir çalışma. Hastane de bu ihtiyar gönüllülerin sağlık ve beslenme ihtiyaçlarını karşılıyor. Sonra pullar üzerine dergiler okumaya başladım. Bazı müzayedeleri izledim. Londra’da ki dünyanın en eski ve en büyük pul şirketinin arşivlerinden o güne kadar basılmış tüm Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti pullarını görmek benim için hala unutulmaz bir heyecan. Geçmişimizi anlamak ve değerlendirmek açısından pulların ne kadar çok önemli bir tarihi belgeler olduklarını o gün anladım.  O günlerden bu güne sadece elime geçen değil satın alarak da pul biriktirmeye başladım. (George’un bana bu üçüncü önemli dersiydi.)

Pullarla Atatürk’ün hayatını anlatmak fikri nasıl oluştu?

Otuz beş yıldır pul biriktiren biri olarak onları daha düzenli daha korunaklı ve tespitli hale getirmek hatta mümkünse tematik bir koleksiyon yapma düşüncem hep vardı. Günlük hayat mücadelesi içinde hiçbir zaman yeterli vakit bulamamıştım. Takii Korona salgın hastalığı başlayıncaya kadar. Biliyorsunuz Korona salgınının başladığı ilk günlerde evlerde kalma mecburiyeti oldu. Birçoğumuz için sıkıcı olan bu durum, pullarımla ilgilenebilme acısından benim için bulunmaz bir fırsat oldu.

İlk önce Osmanlı ve Türk pulları üzerine çalışmaya başladım. Atatürk,  Milli Mücadele Dönemi ve Cumhuriyetle ilgili pulları gördükçe heyecanım arttı. Çalıştıkça içimde Milli Mücadele ve Cumhuriyet konulu koleksiyon yapma fikri oluşmaya başladı. Hatta okullarda açılacak bu kapsamdaki bir sergi çocuklarında ilgisini çekebilirdi. Bazen bir pulun kendi künyesine ilişkin bilgileri tespit etmeye çalışırken aynı zamanda simgelediği konuyu veya konunun tarihsel gelişme evrelerini daha iyi öğrenmek için saatler, günler süren araştırmalar, okumalarda da yapmak zorunda kalıyordum. İnternet üzerinde bir araştırma yaparken ‘Babamın pulları’ adlı başlık gördüm. Açtım, çok güzel hazırlanmış, her yönüyle harika kitaptı. Tematik bir koleksiyon düzenleme, sergi açma gibi fikirler gidip gelirken şimdi de aklıma kitap kapsamında bir çalışma fikri düşmüştü. Sanırım Mart ayı içinde bir akşamdı. Abimi (Çocuk Edebiyatı Yazarı Süleyman Bulut) aradım. Telefon görüşmemiz içinde pullardan heyecanla bahsettim, koleksiyon fikrimi açıkladım. ‘

“ çok iyi fikir, çocukların ilgisini çeker” dedi. Konuşmamızın sonuna doğru,  ‘Pulları bir kitap çalışması kapsamında değerlendirilemez miyiz?’ diye sordum yazar abime. O da bazı değerlendirmeler yaparak özgün bir çalışma olmaz diye olumsuz cevap verdi. Birkaç gün sonra abim beni tekrar aradı. Pullar konusunda bazı ayrıntılı sorular sordu, cevaplarını verdim.Pullarla Atatürk’ün hayatını anlatmak özgün bir çalışma olabilir ama yeterince pul bulunabilirse deyince bende hiç merak etme buluruz dedim. Böylelikle kitap fikri oluştu ve çalışmaya başladık.

Peki Süleyman Bulut İstanbul’da sen Bartın’da. Nasıl bir çalışma sürecinde kitabı tamamladınız?

Kitap çalışması için karar verdikten sonra zaten kimin ne yapacağı belliydi. Abim metinleri yazacak, bende yıllardır pul biriktiren biri olarak içeriklere uygun pulları bulacaktım. Başlangıçta heyecanla tamam demiştim ama acaba yazılan her metin içeriğine uygun pul var mıydı? Varsa bulabilecek miydim? Kitap 29 Ekim tarihinde çıkacaktı. Heyecan duymakla birlikte biraz tedirginlikte yaşamadım değil. Mesleğimle ilgili mesaimi ve sosyal ilişkilerimi nerdeyse sıfıra indirerek işi sıkı tuttum. Çalışma odamı amacımıza uygun yeniden düzenledik. İlk önce İngilizce ve Türkçe pul kataloglarından ilgi alanımızla doğrudan ilgili veya ilişkili yayınlanmış pulların notlarını çıkardım. Sonra arşivimdeki pullardan aldığım notlara göre ilgili olabilecekleri ayırdım. Eksik olanları tespit ettim ve piyasadan nasıl edinebilirim araştırmalarına başladım. Ben bu çalışmalara devam ederken abim bir süre sonra metinleri bölümler halinde göndermeye başladı. Bende gönderilen metinlerin içeriklerine uygun düşecek pul seçeneklerini tespit edip, görsellerini ona gönderdim. Çalışma genel olarak böyle devam etti. Telefon ve yazışmalarla karşılıklı görüşerek kararlar verildi. Ancak konular ilerledikçe, görseller çoğaldıkça, ayrıntılar arttıkça ,tarihi derinliği olan bazı konularda kararlar almak her zaman mümkün olmadı.Mecburen İstanbul’a gidip abimle görüşerek karar verdiğimiz konularda oldu. Sabah 10.00 gibi kalkıyordum. Kahvaltıdan sonra çalışmaya devam. Akşamüstü bir iki saat kestirdikten sonra, çalışma sabah ezanlarına kadar devam ediyordu. Bazen binlerce görseli taramaktan sancıyan gözlerimi dinlendirmek zorunda kalıyordum. Böyle bir çalışmamın ev ortamında yaratacağı stresi de, dağınıklığı da tahmin edersin. Sağ olsun eşim de hep yardımcı oldu.. Kurduğum ilişkilerin takibini yaptı.

Kitap içinde mutlaka yer alması gereken ama bulmakta zorlandığınız pullar oldu mu?

Olmaz olur mu hiç. Burası bazen üzüldüğünüm, bazen de sevinçten çığlık attığınım heyecanlı bir serüven. Bazen bulmakta hiçbir zorluk çekmeyeceğimi düşündüğüm bir pulun peşinde aylarca koştum. Bazen de değil piyasa da ciddi koleksiyonerler de bile nadir bulabileceğiniz bir pulu ararken arşivimden buldum. Duygusal gelgitleri yoğun olarak yaşadığım bir süreçti.

Bir iki örnek var mı bu konuda?

Örneğin İş Bankası bizzat Atatürk tarafından kurulan bankamızdı ve hiç tartışmasız kitapta yer almalıydı. Arşivimde yoktu ama bulması kolaydır diye düşünmüştüm. Bulması zor olduğunu düşündüğüm bazı pulları bulup sipariş vereceğim bir gün onunda siparişini vereyim dedim. Aradım, taradım hiçbir örneği çıkmadı karşıma. Diğer siparişleri verdim. Başladım araştırmaya, katalogları baştan tekrar tarayınca anladım ki PTT tarafından İş Bankası ile ilgili her hangi pul basılmamıştı. Şoke olmuştum. Günlerce sitelerden on binlerce pul taradım. Sonunda kurum içi kullanılan, ‘Vinyet Pul’ olarak adlandırılan bir örneğine rastladım ama o da satılmıştı. Pul işiyle uğraşan ne kadar tanıdığım, tanımadığım kim varsa hepsine ulaşarak derdimi anlattım. Bartın İş Bankası müdürümüze defalarca gittim, her zaman ilgilendi, merkezleriyle görüştü, ama bir sonuç alamamıştık. Bartın’da ki köklü esnafları tek tek dolaştım; acaba kullandıkları eski evraklar üzerinde bir örneğini bulabilir miyim ümidiyle. Meclis’te çalışan bir dostumuzu aradım. Meclis arşivindeki iş bankası kitaplarda basılmış bir örneği var mıydı diye. Maalesef yoktu. Ümitsizlik içinde İstanbul’da ki İş Bankası Müzesi’ni aradım. Görüştüğüm Ayşe hanıma kendimi tanıttıktan sonra “1924 de bizzat Atatürk tarafından kurulmuş, Cumhuriyetle birlikte büyümüş, ekonomimizin en köklü ve  temel kurumu olarak iş bankasının sayısız şubesi, müzesi var  ama bir pulu bile yok” dedim. Ayşe hanım da şaşırdı… derdimi anlattım. Aradığım vinyet pulun hemen görselini istedi. Sağ olsun üç gün sonrada asıllarından düzgün çekilmiş resmini gönderdi.. Yaklaşık üç ay süren gergin, sıkıntılı bir süreçti..

Mudanya Anlaşmasını simgeleyen bir pulu bulmak için de günlerce uğraştım. Bu sorunu da anlaşmanın yapıldığı binayı gösteren kişisel olarak bastırılan bir pulu edinerek çözdük.

Bunun yanında özellikle Osmanlı dönemine ve İngiliz, Fransız, Yunan işgal pulları arşivimden bulmamda şaşırtıcıydı.

Bu arada pulları bulmak kadar onların yerine ulaşmasının da çok önemli bir sorun olduğu acı gerçeğini de Osmanlı dönemine ait 12 kıymetli pulumun kargoda kaybolması ile anladım. Neredeyse kitap basımı gecikecekti.

Peki çalışma kapsamı içinde şu tarihi anın, konunun, olayın ya da tarihi kişilikle ilgili de bir pul basılmalıydı diye  düşündüğünüz oldu mu?

İstersen önce kısa bir değerlendirme yapalım. Bilindiği gibi pullar Devlet iradesi ile PTT tarafından basılır. Bizim çalışma alanımızdaki tüm pulları göz önüne alarak bir değerlendirme yaparsak 4-5 konu hariç, genel olarak PTT’nin tarihi konuları ve kişileri yeterince pullara yansıttığını söyleyebiliriz. Ayrıca basılmış bazı pullar daha özenle düzenlenerek basılabilirdi.

Bu genel açıklamayı yaptıktan sonra şu örnekleri verebilirim. İş Bankası’nın tarihi önemini simgeleyen bir anma pulu basılabilirdi.

 Ulusal kurtuluş savaşımız zaferle sonuçlandıktan hemen sonra karşımızdaki emperyalist güçlerle yaptığımız ilk önemli anlaşma Mudanya Ateşkes Anlaşmasıdır. Maalesef bu tarihi anlaşma ile ilgili de PTT tarafından bir pul basılmamış. Nedenini bir türlü anlayamadım. Büyük eksiklik…

İzmir işgal edilirken ilk kurşunu atan ve şehit olan Hasan Tahsin hatırasına da mutlaka bir pul basılması anlamlı olurdu.

 Hepimizin gençliğinde katılarak heyecanla kutladığı, 19 Mayıs Spor ve Gençlik Bayramı için de pul bulamadım.

1926 da bizzat Atatürk tarafından projelendirilip gerçekleştirilen, Karadeniz Vapuru Seyyar Sergisi hakkında bir pul basılmasını çok isterdim.

Son olarak bizzat Atatürk tarafından yazılan ve 6 günde bizzat Atatürk tarafından okunan, Milli Mücadelemizin nasıl başladığını ve zorluklara rağmen nasıl başarıldığını özetleyen Büyük Nutuk’u Atatürk okurken orijinal fotoğraflardan özenle hazırlanmış bir pul serisinin basılmasını isterdim.

Aynı ad ile iki ayrı kitap çalışması neden?

Birincisi çocuklar için diğeri ise yetişkinler. Uzun yıllardır çocuklar için yazan Atatürk hakkında 7-8 eseri bulunan bir yazar(Süleyman Bulut) için en geniş kapsamı ile metinleri yazmak elbette hiç sorun olmazdı. Ama yetişkinler düzeyine hitap edecek geniş kapsamlı bir çalışma için yeterince pul var mıydı emin değildik. Deneyimli bir yazar olarak abimin önerisi ile kitap çalışmasını çocuklar için yapmaya karar verdik. Çalışmamızın ortalarına doğru özellikle osmanlı ve işgal pullarının bir çoğu arşivimden çıkınca, abim yetişkinler içinde kitap yapabileceğimiz kanaatine vardı ve sonuçta düzeyleri farklı olan iki kitap çıktı.

Bu süreçte yeni öğrendiğiniz, size ilginç gelen konular da olmuştur mutlaka, aktarabileceğiniz iki üç konu var mı?

 Cumhuriyetimize inanan ve değerlerine bağlı biri olarak özellikle milli mücadele dönemimizle ilgili her zaman okuma, araştırma gayretim olmuştur. Bu çalışma sürecinde birçok tarihi bilgimi yenilerken birçok bilgiyi de yeni öğrendim. Kısa olarak aktarabileceğim bir iki örnek vereyim.

1926’da Karadeniz Vapuru seyyar sergisi tamamen Atatürk’ün önerisi ve yakın takibi ile gerçekleşen müthiş bir proje. O tarihte dünyada bir ilk. Genç Türkiye Cumhuriyeti Avrupa ülkelerini kendini tanıtmak amacıyla düzenlenen seyyar sergi, Atatürk’ün Mudanya’da vapuru  ziyaret ettikten sonra yola çıkıyor. 3 ay süren yolculuk boyunca 12 ülkeden 16 büyük şehri ziyaret ediyor. Seyyar sergi vapurunda neler yok ki. Tütün, incir, sabun, cam, çini ürünleri, kumaş, halı ve hatta tiftik keçisi bile… 285 kişilik yolcu kadrosu içinde siyasetçiler, sanatçılar, gazeteciler, öğretmenler hepsi de donanımlı ve şık giyimli. Hatta orkestra bile var. Her limanda davetler, balolar veriliyor. Yeni Cumhuriyeti Batı’ya tanıtma amaçlı başarılı bir halkla ilişkiler çalışması. Bu konuyu daha önce hiç denk gelmemişim, tamamen yeni öğrendim. Hem şaşırdım hem heyecanlandım.

Ne zaman ekonomi bozulsa “para pul oldu” cümlesini sık sık kullanırız. Ben bu sözün bir teşbih olduğunu sanırdım. Ama gerçekten bazı pullar 1917’de para yerine kullanılmış. Savaş döneminde vatandaş, esnaf arasında bozuk para sıkıntısı baş göstermiş. Bu sıkıntıyı çözmek için Meclis-i Mebusan bazı pulların para olarak kullanılmasını kararını almış. Bu gerçeği yeni öğrenmenin yanında bir para pul örneğini de arşivimden bulmam hoş bir sürprizdi.

Son olarak pul deyince ilk aklınıza gelen pul desek…

Nedenini kesinlikle bilmiyorum. Ama pul denildiğinde ilk aklıma gelen, elimde tutup bakmaktan sempati ve heyecan duyduğum, hislendiğim bir pul var. Atatürk’e İstanbul’un işgalini haber veren telgrafçı Manastırlı Hamdi Bey hatırasına basılan tek pul. Atatürk Nutuk’ta “kendisine borçlu olduğum teşekkürü buradan açıkça söylemeyi milli ve vatan görevlerinden sayarım” diyerek cesaretinden övgüyle bahsettiği telgraf  memuru.

 

 

 

 

Etiketler:
Okuyucu Yorumları

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan sitemiz sorumlu tutulamaz.

Facebook'da Bizi Takip Edin